Psikolojide uzmanlık alanları

ÇAĞDAŞ PSİKOLOJİDE UZMANLIK ALANLARI

            Psikoloji bilimi geliştikçe, çalışma alanları da genişlemiştir. Bunun doğal sonucu olarak uzmanlık alanları dediğimiz alt dallar ortaya çıkmıştır. Bu alt dallarda daha derinliğine araştırmalar yapılmış ve hayatımızın her yönü ile ilgili bilgiler ortaya konmuştur.

          Psikolojinin uzmanlık alanlarını iki ana gruba ayırabiliriz. Bunlar, deneysel alanlar ve uygulamalı alanlardır.

a. DENEYSEL ALANLAR

          Daha çok davranışla ilgili bilgi elde etmeye yönelik alanlardır. Psikolojide bugün kullanılan bilgilerin büyük çoğunluğu, bu alanlarda elde edilmiştir. Bunların başlıcaları Sosyal (Toplumsal) Psikoloji, Gelişim Psikolojisi, Eğitim Psikolojisi, Deneysel Psikoloji ve Psikometrik Psikolojidir.

          Sosyal (Toplumsal) Psikoloji: Bireyin grup içindeki davranışını konu edinen psikoloji dalıdır. Bireyin davranışındaki toplumsal etkiyi araştırır. İnsanın, içinde 'bulunduğu toplumdan nasıl etkilendiği ve diğer bireyleri nasıl etkilediği ile ilgilenir. Bir Türk yemek yerken çatal kaşık, Japon ise çubuk kullanır. Bunlar İçinde yaşanılan toplumdan kazanılan ve sosyal psikolojiyi ilgilendiren davranışlardır.

DENEYSEL ALANLAR           UYGULAMALI ALANLAR

Eğitim Psikolojisi                     ► Eğitim

Sosyal Psikoloji                        ►Tıp ve Klinik Psikoloji

Gelişim Psikolojisi                   ►Endüstri ve Ticaret

Deneysel Psikoloji                   ►Ordu

Psikometrik Psikoloji             ►Hukuk

          Gelişim Psikolojisi: Bireyin doğumundan ölümüne kadar, yaşa bağlı olarak görülen davranış özelliklerini konu edinir. Hangi yaşta, hangi tipik davranışların olduğunu açıklamaya çalışır. Gelişim Psikolojisi, çeşitli özelliklerine göre: "Çocuk Psikolojisi, Ergenlik Psikolojisi, Yetişkinlik Psikolojisi ve Yaşlılık Psikolojisi" gibi alanlara ayrılmıştır.

          Eğitim Psikolojisi: Etkin, kalıcı öğrenme ve öğretmeyi konu edinen alandır. Hangi konunun kime ve hangi yöntemle öğretileceğini araştıran psikoloji dalıdır, eğitim ortamının öğrenmeyi artıracak şekilde düzenlenmesi, öğrenme koşulları, öğrenme teknikleri, uygun eğitim programları, eğitim psikolojisinin başlıca konularıdır.

          Deneysel Psikoloji: Daha çok davranışların temel ilkelerini bulmaya yönelik ilandır. Bu alanda çalışan psikologlar genellikle öğrenme, hafıza, duyum, algı, güdü, duygu ve davranışın fizyolojik yönü ile ilgili çalışmalar yaparlar. Bu konularda elde edilen bilgiler uygulamalı alanlarda kullanılır.

          Psikometrik Psikoloji: Psikolojide çeşitli özelliklerin ölçülmesi için testlerin geliştirilmesi ve kullanılması ile ilgili alandır. Örneğin, bireyin zeka derecesini ya da kişilik özelliklerini ölçmede kullanılan testler, bu alanda çalışan psikologların araştırmaları ile elde edilir.

b. UYGULAMALI ALANLAR

          Psikolojinin çeşitli alanlarında elde edilen bilgilerin, insanların yararına kullanıldığı alanlardır. Deneysel alanlar ve uygulamalı alanlar, çoğu zaman bir arada bulunurlar. Psikoloji günümüzde hemen hemen yaşamın tüm alanlarına uygulanabilmektedir. Bunların başlıcaları; tıp, okul, aile, ordu, endüstri, ticaret, hukuk, spor ve sanattır. Bu alanların hepsi günlük yaşantımızla yakından ilişkilidir. Örneğin, hasta olduğumuzda hastaneye, bir şeyler öğrenmek için de okula gideriz. Ömrümüzün büyük bir bölümü aile ortamı içinde geçer.

                                                                                      

Tıp: Bütün dünyada psikolojik verilerin en çok kullanıldığı ulandır. Psikolojinin tıbba uygulanması ile "Klinik Psikoloji" denilen yeni bir alan ortaya çıkınımın Klinik Psikoloji davranış bozukluklarının teşhis ve tedavisi ile uğraşan alandır. Günümüzde davranış bozukluklarının tedavisinde psikolog ve psikiyatristler bir arada çalışmaktadır. Psikiyatristler, tıp eğitimi almış olup sadece anormal davranışların tedavisi ile uğraşırlar. Psikoterapinin (psikolojik tedavinin) yanı sıra tıbbi tedavi yöntemlerini de kullanırlar. Psikologlar ise psikoloji eğitimi almış kişilerdir ve normal insan davranışlarını incelerler. Klinik psikologlar da anormal davranışların teşhis ve tedavisi ile ilgili çalışmalar yaparlar.

Psikoloji, psikosomatik hastalıkların tanınmasında ve tedavisinde de tıbba yardımcı olur. Psikosomatik hastalıklar, psikolojik kökenli organik hastalıklardır. Stresin mide ülserine yol açması gibi. Bunun yanında psikolojik tekniklerle tıbbi tedaviler desteklenmektedir.

          Okul: Psikolojinin deneysel alanlarından olan eğitim psikolojisinde elde edilen bilgilerin uygulandığı alandır. Bunun sonucunda, okullarda hangi bilgilerin, hangi sınıflara ve hangi yöntemlerle verileceği saptanmış ve hayata geçirilmiştir. Günümüzde bu alanla ilgili çalışmalar gittikçe artmaktadır. Bunun sonucunda da eğitim sistemleri ve öğretim programlan sürekli değişmektedir.

Psikolojinin okuldaki ikinci uygulama alanı da öğrencilerin tanınmasını ve okula uyumunu amaçlayan okul psikolojisidir. Günümüzde gittikçe yaygınlaşan okul psikologları davranış bozukluğu ve yetersizliği olan öğrencilerin tanınmasında görev almaktadırlar. Bunun yanında çeşitli anket ve testlerle öğrencileri yönlendirmekte ve onlara danışmanlık yapmaktadırlar. Özellikle alan seçme ve mesleğe yöneltme konusunda öğrencinin kendini tanımasına yardımcı olmaktadırlar.

           Endüstri ve Ticaret: Günümüzde önem kazanan endüstri ve ticaret alanında psikoloji bilimi, geniş bir biçimde uygulanmaktadır. İşletmelerde çalışacak olan personelin seçiminde, iş yerlerinin çalışma şartlarının elverişli şekilde düzenlenmesinde, psikolojinin yöntem ve bilgilerinden yararlanılmaktadır. Üretimi artırmak, çalışanların motivasyonlarını yükseltmek için çeşitli etkinlikler düzenlenir. Kısaca personel seçimi, iş analizi, işe yerleştirme, uyum, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, personelin eğitimi ve veriminin artırılması gibi konularda psikoloji endüstriye büyük katkılar sağlamaktadır.

Ticarette ise reklamların ve vitrinlerin düzenlenmesinde, psikolojinin algı konusundaki bilgileri kullanılmaktadır. Müşteri psikolojisindeki bilgiler sayesinde reklamlarda halkın dikkatini çekebilmesi için şiddet, tekrar ve zıtlık faktörleri dikkate alınır. Günümüzde bir program içinde aynı reklamın defalarca tekrar edilmesi buna örnektir.

           Hukuk ve Askerlik: Hukuk alanında psikoloji; suçlu kişilerin sorgulanmasında, suç işlerken içinde bulunduğu psikolojik etkenlerin ortaya konmasında ve suçluların topluma kazandırılmasında kullanılır. Suçlu kişilerle görüşme yapılırken psikolojideki bilgilerden yararlanılır. Ayrıca çocuk mahkemelerinde bir psikolog bulunur. Psikologlar, suçlu çocukların rehabilitasyonu ile ilgili çalışmaları yürütürler.

           Askerlik alanında, askeri araçları ve çeşitli silahları kullanacak kişilerin seçiminde, psikolojik bilgilerden yararlanılır. Böylece uygun kişilerin seçilmesi sağlanır. Ayrıca psikologlar askerlerin psikolojik sorunları ile ilgilenir ve bu sorunlarının giderilmesini sağlarlar. Askerlerin moral ve motivasyonlarının yükseltilmesi için gerekli çalışmalar yapılmış olur.

           Spor ve Sanat: Tüm spor faaliyetleri insan ve insan davranışlarını ilgilendirir. Bireyin sporda başarılı olabilmesi, biyolojik yapısının yanında psikolojik durumuna da bağlıdır. Sporcunun hazırlanması, etkinliğini sevmesi, kaygıları, çevresi ile ilişkileri, motivasyonu ve spor yaptığı koşullar başarısında önemli etmenlerdir. Bunları sağlayabilmek için psikolojinin verilerinden yararlanmak gerekir. Bu amaçla günümüzde, spor alanında çalışan psikologlar artmaktadır.

         Sanat öncelikle, kişinin dış dünyayı ve kendisini algılaması ile başlar. Psikoloji, algının mekanizmasını açıklar. Örneğin, renk ve biçimlerin yan yana geldikleri zaman kazandığı ifadeyi genel bilgilerle açıklar. Bu bilgiler resim sanatında elde edilmek istenen ifadeye daha çok yaklaşılması için kullanılır.

  1. ÇAĞDAŞ PSİKOLOJİDE YÖNTEMLER

          Yöntem, belirli bir amaca ulaşmak için izlenen sistemli yoldur. Bilimsel yöntem ise bilimlerin doğa ve toplumsal olayları anlamak ve açıklamak için izledikleri sistemli ve düzenli yoldur. Bütün bilimler kendi alanlarında bilgi elde etmek için bazı ortak yöntemler ve kendi alanlarına özgü yöntemler kullanırlar. Bütün bilimsel çalışmalar belli bir problemin belirlenmesi ve gözlenmesi ile başlar. Daha önce bu konuda yapılmış çalışmalar gözden geçirilir ve bir hipotez oluşturulur. Hipotez (varsayım), kanıtlanmadan geçici veya kalıcı olarak benimsenen önerme; deney ile henüz yeterli derecede doğrulanmamış ama doğrulanacağı umulan teorik düşüncedir. Hipotez, çalışmanın yönünü belirlemek için problemi geçici olarak açıklamadır. Hipotezden sonra, hipotezin doğruluğu, deney ya da diğer araştırma teknikleri ile araştırılır. Bundan sonra teori oluşur. Teori (kuram), sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bilime temel olan kurallar ve yasaların bütünüdür. Eğer teori içindeki eksiklikler giderilirse ve bilgi, matematik formüllerle ifade edilirse kesinleşmiş olur.

         Bütün bilim dallarında kullanılan başlıca yöntemler, tümden gelim ve tüme varımdır. Tümden gelim; bilimlerin, daha önce elde ettiği genel ilke ve yasaları ayrı ayrı olaylara uygulayarak karşılaştıkları problemleri çözmeleri demektir. Bu yöntem daha çok matematik ve mantık gibi bilimler tarafından kullanılır. Bilimler bu yöntemle, genellemelerden yararlanarak tek tek olayları açıklar. Tüme varım tek tek olaylar incelendikten sonra genellemelere ulaşmak demektir. Bilimlerin elde ettiği ve kullandığı kanun ve prensipler bu yolla elde edilir. O halde bilimlerin deney, gözlem ve farklı araştırma teknikleri kullanarak genel yargılara ulaşmalarına tüme varım denir. Bu yöntem daha çok fizik, kimya ve biyoloji gibi bilimler tarafından kullanılmaktadır.

        Psikoloji, davranışları anlamak ve açıklayabilmek için genel yöntemlerin yanında alanına uygun birçok yöntem ve araştırma tekniği kullanır. Bunların başlıcaları şunlardır.

a. Betimleyici ve Tanımlayıcı Yöntemler

         Betimleyici ve tanımlayıcı yöntemler, davranışları tanıma, tanımlama ve ortak özelliklerine göre sınıflandırmayı amaçlayan yöntemlerdir. Bu yöntemler, birbiri ile ilgili olan davranışları da açıklamaya çalışır ve bu davranışları sözel ya da sayısal olarak tanıtır.

         Betimleyici ve tanımlayıcı yöntemler; tarama, doğal gözlem, görüşme ve vaka incelemesi gibi yöntemlerdir.

(1) Tarama yöntemi (testler, anketler)

         Belirli problemlerle ilgili olarak geniş bir alanda yapılan araştırmalardır. Bu araştırmalarda önceden hazırlanan sorular geniş halk kitlelerine sorularak değerlendirilir.

Test:

          Bir birey ya da toplumun doğal ya da sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmek için hazırlanmış araçlara verilen addır. Testler belirli davranışları ya da bu davranışlarla ilgili özellikleri ölçerler. Örneğin sınava giren öğrencilerin elde ettiği başarıların belirlenmesi, bir işe alınacakların iş için gerekli koşulları taşıyıp taşımadıklarının araştırılması testlerle yapılır. Bireyin çeşitli özelliklerini değerlendirmede kullanılan testlerin doğru sonuç verebilmesi için iyi hazırlanmış olması gerekir. Aynı zamanda test uygulayanların bu konuda uzmanlaşması gerekir. Psikolojik testler, konusuna uygun olarak uzmanlar tarafından özenle hazırlanmış testlerdir. Bu nedenle psikolojik testler, çeşitli gazetelerde, hoşça vakit geçirmek, gazetenin satışını artırmak gibi amaçlarla yayımlanan ve kimler tarafından hazırlandığı belli olmayan testlerle karıştırılmamalıdır.

Anket:

          Belirli bir nesne ya da olay hakkında, ilgili kişilerin duygu, düşünce ve görüşlerini saptamak amacıyla geliştirilmiş veri toplama tekniğidir. Anket uygulanmadan önce sorular hazırlanır ve ilgili kişilere sorulur. Bu yöntemde sorular bireylere direkt olarak sorulduğu gibi onların adreslerine gönderilerek de yapılabilir. Anket belli bir konuda insanların hangi eğilimde olduğunu ortaya koyar. Elde edilen bilgiler, sayılarla ifade edilir ve değerlendirilir. Anket uygulanırken toplumun tamamını temsil edebilecek "örneklem" grubu seçilir ve uygulama bu grubun üstünde yapılır.

(2) Doğal Gözlem

         Gözlem, bir organizmanın, içinde bulunduğu durumun ve bu dunum karşısındaki davranışlarının, bir araştırmacı tarafından incelenmesi tekniğidir. Futbol maçındaki seyircilerin davranışlarını inceleme, okul bahçesindeki öğrencilerin hareketlerini izleme birer gözlemdir. Psikoloji bilimi, davranışları tanımak ve tanımlamak için gözlem yöntemini kullanır. Gözlem, bütün bilimlerin kullandığı bir yöntemdir. Gözlem, iç ve dış gözlem olarak iki şekilde yapılır. İç gözlem, bireyin kendi kendisini gözlemlemesi ve kendi hakkındaki düşüncelerini gözlemciye aktarmasıdır. Bu nedenle özneldir ve güvenilir olmayabilir. Dış gözlem, bireyin araştırmacı tarafından gözlenerek değerlendirilmesidir. İç gözleme göre daha nesnel ve güvenilirdir. Dış gözlem, sistematik (sistemli) gözlem ve doğal gözlem olarak ikiye ayrılır.

                                                                        

Sistematik gözlem: Bir plan dahilinde yapılan yer, zaman ve şartlarının araştırmacı tarafından belirlendiği gözlemdir. Bu gözlemler için laboratuvar gibi özel alanlar oluşturulmuştur. Gözlenenler gözlendiklerinin farkındadır.

           Doğal gözlem: Bireye fark ettirmeden ve hayatına müdahale etmeden yapılan gözlemdir. Gözlenen kişi, gözlendiğinin farkında olmadığı için normal hareketlerine devam eder. Gözlemci, duruma hiçbir müdahalede bulunmadan sadece olayları saptamaya çalışır. Örneğin, öğrencilerin teneffüsteki davranış­larını inceleme, doğal bir gözlemdir.

           Doğal gözlem yönteminin başarılı olabilmesi için bu alanda uzmanlaşmış gözlemciler tarafın­dan uygulanması gerekir. Aksi halde davranışları açıklayan bazı ip uçları gözlenmemiş olur. Gözlememin taraf tutmadan, olanı olduğu gibi saptaması da doğal gözlemin en önemli ilkelerindendir. Sistematik gözlemde koşullar, araştırmacı tarafından oluşturulduğu için tekrarlanabilir ve ayrıntılı şekilde gözlem yapılabilir. Doğal gözlemde ise gözlem, doğal koşullarda gerçekleştiği için gözlenen olayın tekrarlanması olanaklı değildir.

          Bugün doğal gözlem için teknolojik araçlardan da yararlanılmaktadır, öncelikle film kameraları, doğal gözlemi büyük oranda kolaylaştırmıştır. Bunun yanında ses alma cihazı, fotoğraf makinesi vb. araçlar da doğal gözlemde kullanılır.

(3) Görüşme

           Karşılıklı konuşma yolu ile bireylerin duygu, düşünce ve davranışlarını saptamaya yönelik yöntemdir. Bu yöntemde birey hakkında bilgiler, sözel iletişim yolu ile elde edilir. Görüşme, klinik psikolojide davranış bozukluklarının tanınmasında ve tedavisinde, endüstri psikolojisinde personel seçiminde ve danışmanlık hizmetlerinde kullanılır.

         Görüşme yöntemi, iki insanın karşılıklı konuşmasına dayandığı için özneldir ve her zaman tam sonuç vermez. Bunu ortadan kaldırmak için görüşmenin konusunun, sınırının ve sorularının daha önceden hazırlanması gerekir. Görüşülen kişinin yanlış yanıtlarına karşı da önceden önlem alınır.

(4) Vaka incelemesi

           Özellikle klinik psikolojide kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemde bireyin geçmiş yaşantıları, ailesi, çevresi, eğitim durumu, geçirdiği hastalıklar, aile ve arkadaşlık ilişkileri araştırılır. Bu özelliklerin bireyin davranışları ile olan bağı açıklanmaya çalışılır. Vaka incelemesi, araştırılan kişi hakkında, kişinin kendisinden ve onu etkileyen diğer bireylerden bilgi toplama tekniğidir.

Vaka incelemesinde amaç, bireyin davranışlarını geçmiş yaşantılarına bakarak anlamak ve açıklamaktır. Örneğin, uyuşturucu bağımlısı bir genci anlayabilmek için onun geçmiş yaşantılarında dayak, şiddet ve sevgisizlik gibi olumsuz koşulların bulunup bulunmadığı araştırılır.

b. Korelasyonel Yöntemler

         İki değer arasındaki ilişkiyi ifade etmek için kullanılan kat sayıya korelasyon kat sayısı denir. Örneğin, okulda matematik dersinden not ortalaması yüksek olan öğrenciler, üniversite seçme sınavının matematik testinden de yüksek puan alıyorsa ders notları ile test sonuçları arasında yüksek bir korelasyonun olduğunu söyleyebiliriz. Ya da trafik kontrolleri arttıkça kaza sayısında düşme oluyorsa iki değişken arasında yüksek bir korelasyon vardır.

         Birinci örnekteki ilişki pozitif (olumlu) korelasyonla, ikinci örnekteki ilişki negatif (olumsuz) korelasyonla ifade edilir. Birinci örnekte olduğu gibi değerlerden biri artarken diğeri de artıyorsa, biri azalınca diğeri de azalıyorsa aralarında pozitif korelasyon vardır. Eğer değerlerden biri artarken diğeri ona bağlı olarak azalıyorsa bu durumda da negatif korelasyon var demektir. Korelasyon kat sayı ile ifade edilir. Korelasyon kat sayısı 0 ile +1 ve 0 ile -1 arasında değişmektedir. En yüksek pozitif korelasyon kat sayısı +1 "dir.

          İkinci örnekte olduğu gibi değerlerden biri artarken diğeri azalıyorsa aralarında negatif korelasyon vardır. En yüksek negatif korelasyon kat sayısı -l'dir. Aralarında -0,90 ile ifade edilen korelasyon bulunan iki değerin ilişkileri yüksektir. +0,20 ile ifade edilen bir ilişkide ise düşük korelasyon vardır.

         Değerler arasında her zaman bir korelasyon bulunmayabilir. Bu durum nötr korelasyon olarak ifade edilir. Örneğin, öğrencilerin kiloları ile üniversite sınavındaki başarıları arasında hiçbir ilişki yoktur. Böyle bir durumda bu iki değer arasındaki korelasyon "0" sayısı ile ifade edilir.

          Korelasyon kat sayısının bilimsel çalışmalardaki önemi, öngörüde bulunmaya yardımcı olmasıdır. Öngörü, henüz ortaya çıkmamış olayların eldeki verilere dayanarak önceden kestirilmesidir.

c. Deneysel Yöntemler

Deneysel yöntem, bilim adamlarının kesin bilgilere ulaşabilmek için değişkenleri kontrol altında tuttukları yöntemdir. Değişken ise gözlenebilen ve farklı değerler alabilen özelliklere verilen addır. Deneyde değişkenler, deneyci tarafından seçilir ve araştırma bunlar üzerinde yapılır. Deneyde, üzerinde değişkenlerin uygulandığı ve kontrol edildiği organizmaya denek adı verilir.

(1) Bağımlı-bağımsız değişkenler

           Psikolojide yapılan deneylerde iki değişken vardır. Deneycinin kontrolü altındaki ya da deneyde etkisi araştırılan değişkene bağımsız değişken denir. Bağımsız değişkene bağlı olarak ortaya çıkan ve kontrol edilmek istenen değişkene de bağımlı değişken adı verilir. Araştırmanın nedeni olan değişken bağımsız değişken, sonucu olan değişken ise bağımlı değişkendir.

          Örneğin, eleştirinin başarı üzerindeki etkisini araştıran bir deney yapılıyor. Bu deneyde bağımsız değişken "eleştiri" (hataların söylenmesi), bağımlı değişken de "başarı" dır. Araştırmacı bütün özellikleri ile birbirine benzer olan iki denek grubu oluşturur. İki gruba da öğrenmeleri için anlamsız kelimelerden oluşan bir liste verilerek ezberlemeleri istenir. Daha sonra her iki gruptan da hatırladıkları sözcükleri yazmaları istenir. Gruplardan birine yaptığı her hata söylenir. Diğer gruba ise hataları söylenmez. Bu uygulama belirli aralıklarla devam ettirilir. Böylece her iki grubun da ne kadar öğrendikleri tespit edilir. Sonuçta eleştiri yapılan grupta başarının daha yüksek olduğu görülür. Bu araştırmada bağımlı değişken olan başarı ile bağımsız değişken olan eleştiri arasındaki ilişki belirlenir.

(2) Kontrol-deney grupları

           Yapılan deneylerde birbirine eş iki grup seçilir. Bu gruplar, deney grubu ve kontrol grubudur. Deney grubu, üzerinde araştırılmak istenen (bağımsız) değişkenin uygulandığı gruptur. Kontrol grubu ise sonucu gerçekten o değişkenin etkilediğinden emin olmak için kullanılan gruptur. Bu gruba bağımsız değişken uygulanmaz. Deney ve kontrol grupları için denekler seçilirken yaş, zeka, eğitim düzeyi gibi özelliklerinin ortak olmasına dikkat edilir.

           Öğrencilerin başarısını artırmak için yapılacak yardımın nasıl olması gerektiği konusunda bir deney yapılıyor. Bunun için aynı yaşta, aynı zekâ düzeyinde ve o güne kadar aynı eğitimi almış öğrenciler seçilir. Bunlardan iki grup deney grubu, bir grup da kontrol grubu olarak ayrılır. Kontrol grubunda öğrencilere, derslerinin dışında hiçbir yardım yapılmaz. Birinci deney grubundaki öğrencilere ise onları pasif bırakacak şekilde yardım yapılır. İkinci deney grubundaki öğrencilere ise onları aktif hale getirecek yardım yapılır. Bu arada öğrenmeyi etkileyebilecek tüm etkinlikler kontrol edilir. Sonuçta bu grupların öğrenme düzeyleri, birbiri ile karşılaştırılır ve hangi grubun daha başarılı olduğu belirlenir.

           Bu deneyde yapılan yardım, deneycinin kontrolü altındadır. Deneycinin kontrolü altındaki değişken, bağımsız değişkendir. Öğrenme seviyesi ise yapılan yardıma bağlı olarak değişmektedir. Bağımsız değişkene bağlı olarak değişen değişkene de bağımlı değişken denir. Bu deneyde yapılan yardım, bağımsız değişken, öğrenme düzeyi de bağımlı değişkendir.

           Psikolojide özellikle öğrenme, algılama, bellek, düşünme ve sosyal davranış gibi konularda deneyler yapılır. Psikologlar deney yöntemiyle, davranış ve davranış değişikliklerinin altında yatan nedenleri ortaya çıkarmaya çalışır. Böylece kesin ve genel bilgilere ulaşırlar. Bu bilgiler psikolojinin uygulama alanlarında kullanılır. Psikolojinin amacı bu bilgileri kullanarak insanların daha başarılı, mutlu ve sağlıklı olmalarına yardımcı olmaktır.

İstatistik

           Psikologlar, gerek deney yöntemini, gerekse diğer araştırma yöntemlerini kullanırken pek çok veri grubu ile karşılaşmaktadırlar. Bu veriler bir yığın halinde sunulduğunda hiçbir anlam ifade etmezler. Oysa pozitif bir bilim dalı olan psikolojinin, kesinliğe gereksinimi vardır. Bu kesinliğe ancak sayı gruplarının düzenlenmesi ve tek bir sayı ile ifade edilmesiyle varılabilir. İşte bu ham veri tablolarını anlamlı hale getirebilmek için istatistiki işlemlere ihtiyaç vardır.

          İstatistik; veri toplama, toplanan verileri çözümleme ve bunlardan geçerli sonuçlar çıkarmada yararlanılan teknik ve yöntemlerden oluşan bilim dalıdır.

          İstatistik elde edilen bilgilerin sınıflandırılması, düzenlenmesi ve karşılaştırılması olanağını sağlar.

         Bütün bilim dalları, elde ettikleri bilgileri düzenli hale getirmek için istatistik yöntemlerini kullanırlar. Hangi yöntemin kullanılacağı, araştırmanın ve bilgilerin özelliğine bakılarak araştırmacı tarafından belirlenir.

d. Araştırmada Ahlaki Değerler

                            

Bütün bilim dallarında kesin, doğru ve genel geçer bilgilerin elde edilebilmesi için bilim adamlarının uyması gereken bazı ahlaki ilkeler vardır. Bunların başlıcaları şunlardır:

         Bilim adamı, konusu içine giren problemlerle ilgilenmelidir.Diğer bilimlerden yardım alırken alanı dışındaki durumlara etkide bulunmamalıdır.

         Bilim adamı, araştırmalar sırasında konusuna uygun belli yöntemleri kullanmalıdır.

        Bilim adamı taraf tutmamalı, araştırma yaparken kendi inanç ve tutumlarının etkisinde kalmamalıdır. Kendi inanç ve tutumlarını kanıtlamak için yapılan bir araştırma bilimsel olamaz.

        Bilim adamı, hiçbir bilgiyi deneyle ve yeterli araştırmalarla kanıtlamadıkça doğru olarak kabul etmemelidir. Sonuca ulaşmada aceleci davranmamalıdır. Bunun yanında bilimsel bilgiler, kötü niyetli kişiler tarafından insana zarar verecek şekilde kullanılabilir. Bu durumdan bilim ve insanlık zarar göreceği için bilim adamları dikkatli olmak zorundadır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !