Anormal davranışların sınıflandırılması

Anormal davranışlar daha önce nevrotik ve psikotik bozukluklar olarak sınıflandırılırdı. Nevrotik bozukluklar hafif, psikotik bozukluklar ağır hastalıklardır. Nevrotik bozukluklarda birey kendi başına yaşamını sürdürebilir; ancak, psikozlarda bir başkasının yardımına ihtiyacı vardır. Nevrozlarda bireyin gerçekle bağları kopmamıştır; psikozlarda ise gerçekle hayal ayırımı yapılamaz. Günümüzde bu ayırım kullanılmamaktadır. Günümüzde 250'den fazla hastalık grubu tanımlanmaktadır. Bunların başlıcaları şunlardır.

ANKSİYETE

Ansiyete, kişinin yaşadığı bunaltı, can sıkıntısı ya da hoş olmayan heyecansal bir endişe hali olarak tanımlanır. Bireyin sürekli, üzüntü ve gerginlik içinde yaşamasına neden olur. Kendisini yetersiz bulur ve kolayca çöküntüye girer. Dikkatini toplayamadığı ve yanlış yapmaktan korktuğu için karar vermekte zorlanır.

Bunaltı
Can sıkıntısı
heyecansal endişe
sürekli üzüntü ve gerginlik
kendini yetersiz bulma
dikkat toplayamama
yanlış yapma korkusu ve karar vermekte zorlanma


SOMATOFORM BOZUKLUKLAR

Hiçbir organik nedenle açıklanamayan bedensel yakınmaları içeren somatoform bozukluklar, somatizasyon bozukluğu olarak da ifade edilir.
Bu kişilerin yıllarca süren bedensel şikayetleri vardır. Ağrı, halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı ve çarpıntı sık görülen belirtilerdir. Bu belirtilerin dışında bulantı, şişkinlik, ishal gibi sindirim sistemi yakınmaları görülür. Bu yüzden sık sık doktora giderler. Gereksiz tıbbi ve cerrahi tedavi uygulamaları yapılabilir. Bu yakınmalar hastanın evlilik, iş ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemektedir.
Somatizasyon bozukluklarının kendiliğinden iyileşmesine çok ender rastlanır. Hastalık yıllarca sürer.

Bedensel şikayetler
ağrı, halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı
bulantı, şişkinlik, ishal



HİPOKONDRİ (HASTALIK HASTALIĞI)

Hipokondri, kişinin bütün düşüncelerinin bedensel yakınmaları üzerinde toplandığı bozukluktur. Bu durumdaki kişi doktor doktor dolaşır, fakat yakınmaları hiç bitmez. Hafif bir ağrıyı önemli bir hastalık olarak değerlendirir. Oysa, hiçbir organik rahatsızlığı yoktur.

FOBİ

Toplumda çok sık görülen özel bir bozukluk türüdür. Fobi, bazı nesne ve durumlara karşı geliştirilen olağan dışı ve yersiz korkulardır. Kişi, bu nesne ve durumlardan bilinçli olarak kaçınır. Hatta, o nesne ve durumları düşündüğünde bile ciddi bir stres tepkisi gösterir. Bu korkunun aşırı olduğu, kişinin kendisi tarafından bilinmektedir. Fobi, öğrenmeyle ortaya çıkmış bir korkudur. Korkulan nesne ya da durumla birlikte yaşanan olumsuz yaşantı ile koşullanma meydana gelir. Bu korkunun aşırı hale gelmesiyle fobi oluşur.
Fobideki nesne ya da durum, yükseklik, hayvanlar, uçağa binme, kan görme, enjeksiyon yapılması ve daha başkaları olabilir.
Böyle bir durumla karşılaşma beklentisi de belirgin ve sürekli korkuya neden olabilir. Bu durumdan kaçınma ve korkulan durumda duyulan sıkıntı kişinin olağan günlük işlerini, toplumsal etkinliklerini ve ilişkilerini bozar.
Çocuklarda, fobiye benzer birtakım korkular görülebilir. Ancak, bu korkular, kısa bir süre sonra kendiliğinden yok olur. Yetişkin bir insanda fobi sayılabilecek bu korkular, çocuk için fobi değildir. Hırsızdan, şeytandan, karanlıktan korkma 6-7 yaşlarında görülür ve sonra kaybolur.


PANİK ATAĞI

Panik atağı; çarpıntı, terleme, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve baş dönmesi gibi belirtilerin aynı anda başlayarak yoğun bir korku ya da rahatsızlık duyma döneminin olmasıdır.

Çarpıntı,
nefes darlığı
göğüs ağrısı
baş dönmesi


OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK

Bu bozukluk, obsesyonlar ve kompulsiyonların hakim olduğu bir ruhsal bozukluktur. Obsesyon, kişide sıkıntı yaratan ama zihninden bir türlü uzaklaştıramadığı tekrar eden düşüncelerdir. Diğer bir adı da saplantıdır.

Kompulsiyon (zorlantı); kişinin kendisini yapmaktan alıkoyamadığı eylemlerdir. Bu eylemler, zihinsel ya da davranışsal olabilir.
Zorlantıdaki eylemler, obsesyonları önlemek amacına yöneliktir. Ama, bu amaçla gerçekçi bir ilişkisi ya hiç yoktur ya da eylemler aşırı biçimdedir. Kişi, bu eylemlerin aşırı ve anlamsız olduğunu bilmesine rağmen kendini yapmaktan alıkoyamaz.

Obsesif-kompulsif bozukluklar gösteren kişiler, bu durumları ile mücadele ederler. Ancak, dayanılmaz hale geldiği zaman doktora başvururlar.

Obsesyon ya da kompulsiyonlar, zamanın boşa harcanmasına yol açar ya da kişinin olağan günlük işlerini ve toplumsal etkinliklerini önemli ölçüde bozar.

ŞİZOFRENİ

Şizofreni kelimesi zihnin yarılması anlamına gelen "sehizo-phrenia" teriminden elde edilmiştir. Şizofreni, kişinin dış dünya ile ilişkisini keserek içe kapanmasının görüldüğü bir ruhsal bozukluktur.
Bu bozukluk, kişiyi alışılmış algılama ve yorumlama biçimlerinden uzaklaştırır ve kişinin çevresi ile uyumsuzluk ve çatışmalar yaşamasına yol açar. Genellikle 45 yaşın altında ortaya çıkar. Kadın ve erkekte eşit oranda görülür. Genetik yatkınlığın önemli rolü olduğu düşünülmektedir. Genellikle ergenlik ya da erken eriş­kinlik döneminde ortaya çıkar.
Şizofrenide, kişinin tuhaf görünüş ve davranışları dikkati çeker. Toplumsal ve kültürel kalıpların dışında görünüm­leri vardır. Tekrarlı hareketler, ayna hareketleri yaparlar. Bu hareketlerin onlar için sembolik anlamları vardır. Beklenmedik biçimde saldırgan davranabilirler.
İllüzyon ve hallüsinasyonlar görülür. Kişide duygusal donukluk vardır. Duygusal iletişim kurulması zordur. Duygusal tepki vermede yetersizlik söz konusudur. Kişi, bazen bir sandalyede hiçbir şey yapmadan saatlerce oturur. Kişi, kendine bakmada yetersizdir. Enerji ve istek azalması, zevk alamamanın yanı sıra kişinin düşüncesi yoksullaşmıştır. Konuşma ve konuşmanın içeriği de bozulmuştur. Mantığa uymayan çıkarımlar yapılır. Hastanın intihar etme olasılığı vardır.
Şizofrenide, kişinin nesnel dış dünyada olup bitenle iç dünyasında meydana gelenleri ayırt edebilme yetisi genellikle bozulmuştur.

İçe kapanıklık
dış dönya ile ilişkiyi kesme
algı ve yorumlamada bozukluk
tuhaf görünüş ve davranış
tekrarlı hareketler
saldırganlık
ilüzyon ve halüsinasyonlar
duygusal bozukluk
duygusal iletişim kurmakta zorlanma
duygusal tepki vermede yetersizlik
enerji ve istek azalması
zevk alamama
düşüncenin yoksullaşması
konuşma ve konuşma içeriğinin bozulması
mantığa uymayan çıkarımlar
intihar eğilimi


DUYGU DURUM BOZUKLUKLARI

İnsanların duyguları her zaman aynı olamaz. Birey, mutsuzluk yaratacak bir du­rumla karşılaştığı zaman, çöküntü duygu durumu yaşar. Mutluluk yaratacak bir olayla karşılaşınca da neşe duyar. Bu doğal bir durumdur. Duygu durumun yaşan­masında, bireyler arasında farklılıklar da vardır. Aynı olayla bazıları daha az çö­küntü yaşarken bazıları daha çok çöküntü yaşayabilir. Duygu durumun normalden uzaklaşmış olması, yaşanan çöküntü ve neşenin olayla bağlantılı olmayacak biçimde şiddetli ve uzun süre olması demektir. Duygu durumu bireyin iş ve sosyal yaşamını etkiliyorsa kendine bakımını bozuyorsa normalden sapmış demektir.
Duygu durum bozuklukları çeşitli olmakla birlikte, çoğunlukla görülen bozukluk mani (uçuşum) ve depresyon (çöküntü) biçimindedir. Kişi, ya bu iki durum arasında gider-gelir ya da bunlardan birinde saplanır kalır.


MANİ
Mani duygu durumunda, kişi kendini gerçek durumla uyumlu olmayacak şekilde mutlu, iyi ve coşkulu hissetmektedir. Her şey ona büyük keyif verir. Güler, kahkahalar atar, şarkı söyler, dans eder. Bu neşe ve mutluluğun yanı sıra mani duygu durumunda taşkınlık, öfke ve saldırganlık görülebilir. Bağırıp çağırır, saygısızca davranışlarda bulunur. Mani durumunda bireyin düşünceleri hızlı gelişir, uyku gereksinimi azalmıştır. Sürekli konuşma ve hareketlilik görülür.

Yersiz nedensiz mutluluk ve coşku
her şeyden keyif alma
Sürekli gülme, kahkaha atma,
Öfke ve saldırganlık
Bağırma
Saygısız davranış
Uyumama
Sürekli konuşma
Hareketlilik


DEPRESYON
Birey, depresyon sırasında hiçbir şeyden zevk almamaktadır. Gerçeğe uymayacak şekilde ve aşırı suçluluk duyguları, suskunluk, durgunluk, karamsarlık ve ilgi kaybı vardır. Hastada enerji azlığı, uyku bozukluğu ve iştahsızlık ya da aşırı yeme görülür. Uyku bozukluğu, aşırı uyku ya da uykusuzluk şeklinde görülür. Hasta umutsuzdur, dikkatini toplayamaz. Depresyonda, ölüm düşünceleri ve intihar eğilimi görülür.

Hiçbir şeyden zevk almama
aşırı suçluluk duygusu
suskunluk
durgunluk
karamsarlık
ilgi kaybı
uyku bozukluğu
aşırı uyku ya da uykusuzluk
umutsuzluk
dikkat toplayamama
ölüm düşünceleri ve intihar eğilimi

 

PARANOYA
En önemli özelliği hallüsinasyon (sanrı)lardır. Genellikle hasta ünlü bir devletadamı mucit vb. gibi önemli biri olduğuna inanır ve buna uygun hikayeler uydurur. Bu nedenle sürekli izlendiğini, öldürülmek istendiğini ileri sürer. Sanrı dışında hiçbir düşünce bozukluğu yoktur.

 

ALKOL VE MADDE BAĞIMLILIĞI
Madde bağımlılığı, sürekli olarak ve artan miktarda madde kullanımı ihtiyacıdır. Kişi, madde kullanımını bırakmak isteğinde samimi olmakla birlikte başarılı olamaz. Bu durum onun önemli toplumsal ve mesleki etkinliklerini bırakmasına yol açar. Madde kullanımının yarattığı fiziksel ya da psikolojik sorunları bilmesine karşın bağımlılıktan kendini kurtaramaz.

ANORMAL DAVRANIŞLARIN TEDAVİSİ

Davranış bozukluklarının teşhis ve tedavisini yalnızca klinik psikologlar ve psikiyatristler yapabilir. Çünkü, sözü edilen davranışların bir insanda görülmüş olması, o insanın hasta olduğu anlamına gelmez. Görülen davranışın süresi, şiddeti, ortama uygun olup olmaması ve eşlik eden diğer davranışlar dikkate alınarak teşhis yapılır. O nedenle, bireyin kendisinde ya da yakınındaki kişilerde gördüğü bazı davranışlara dayanarak teşhis koyması sakıncalıdır. Eğer, bir kuşku duyuluyorsa ilgili kişi ya da kurumlara başvurulması gerekir.
Tedavi, biyolojik- medikal, psikoterapi ve diğer tedaviler olmak üzere üç yönde yapılır. Davranış bozukluğunun özelliğine göre ya bu tedavilerden biri ya da birkaçı birden uygulanır. Yapılan tedaviler sonunda iyileşme oranı oldukça yüksektir. Fakat, bazı davranış bozukluklarında, hastalığın tekrar ortaya çıkması olasılığı vardır. Bu nedenle hastanın uzun süre takibi yapılır.


BİYOLOJİK-MEDİKAL YAKLAŞIMLAR

Bu yaklaşımlar, ilaçlarla, elektroşokla, psikoşirurji yöntemiyle yapılan tedavilerdir. Elektroşok, kişinin başına yerleştirilen elektrotlar aracılığı ile kısa süreli, hafif elektrik akımı verilerek yapılır. Şok sırasında kişinin bilinci kaybolur ve şoku hatırlamaz. Toplumda hastanın acı çektiğine ilişkin yaygın inanışa karşın kişi hiç acı hissetmez. Elektroşok tedavisinin neden iyileşmeye yol açtığı bilinmemektedir. Ender kullanılmakla birlikte, yararlı olduğu durumlar da vardır.
Davranış bozukluklarının tedavisinde ilaçlar, kişinin yakınmalarını giderir ve duygu durumunu kontrol altına alır. Psikiyatristin kontrolünde kullanılan ilaçlar, özellikle psikotik hastaların tedavisinde önemli bir rol oynar. Antidepresanlar ve antipsikotikler gibi çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır. İlaçlar, organizmada bozulan biyokimyasal dengenin düzenlenmesini sağlar. Hasta gerçekle uyum içinde olmayan duygu ve düşüncelere sahiptir. İlaçlar, bu nedenle ortaya çıkabilen intihar eğilimi ve saldırgan davranışları engeller. Günümüzde geliştirilmiş olan ilaçlar, bir psikiyatristin uyguladığı tedavi programı içinde bağımlılık yapmazlar. İlaç tedavisinin süresi ve bitirilmesi psikiyatristin kararına bağlıdır.


PSİKOŞİRURJİ
Ruh hastalıklarının tedavisinde cerrahi yöntemin kullanılmasıdır. Sabit fikir ve tekrarlayıcı davranışların frontal lobdaki bazı sinir bağlantılarından kaynaklandığı düşünülmektedir. Eğer, bu sinir hücreleri arasındaki bağlantıları kesilirse hasta iyileşebilecektir. Ancak, bu cerrahi yöntemin pek çok yan etkisi vardır. Zihinsel işlevler ve zeka bozulmamaktadır; fakat, iradede, psikomotor davranışlarda, toplumsal kurallara dayalı davranışlarda bozulmalar görülebilir.Psikoşirurji, diğer tedavi yaklaşımlarına yanıt vermeyen hastalara uygulanır.

PSİKOLOJİK TEDAVİLER

İlaçların ağır ve tekrar eden ruh hastalıklarda önemli bir katkısı vardır. Hastalar, tedavi süresince yaşadıkları bu olayların etkisi altında kalabilirler. Ancak, hastalar daha fazla yardıma ihtiyaç duyabilirler. Yaşadıkları çatışmaları kendi kendilerine çözmekte zorlanabilirler. Tedavinin başarı ile sürdürülmesi, hastanın yaşama uyumunun sağlanması ve hastanın davranışlarının değiştirilmesi için psikoterapi kullanılır. Ruh hastalıklarının tedavisinde hastanın, hasta olduğunu kabul etmesi ve tedavi olmayı istemesi tedavinin başarısı için gereklidir.

PSİKOTERAPİLER
Psikoterapi, hasta ile terapistin karşılıklı konuşmasına dayalı bir tedavi yöntemidir. Psikoterapi, kişinin iç görü kazanmasını sağlar. Çözümleyemediği çatışmalarını çözümlemesine ve savunma mekanizmalarını harekete geçirmesine yardım eder.
Psikoterapi, kişinin psikoterapiste güven duymasına dayalıdır. Psikoterapist, psikoterapi eğitimi almış psikolog ya da psikiyatristtir. Psikoterapist, kişiyle karşılıklı konuşarak tedaviyi yürütür. Psikoterapi, farklı kuramlara dayalı olarak farklı biçimlerde yapılabilir. Psikoterapi ,biçimine göre beş ayrı şekilde yapılır. Bunlar; Bireysel psikoterapi, Grup psikoterapisi, Psikodrama, Oyun psikoterapisi ve Aile psikoterapisidir.
Destekleyici psikoterapide, hastanın sağlıklı, uyumlu ve verimli yönleri harekete geçirilir, olumlu savunma mekanizmaları geliştirilir. Davranış terapisinde, koşullanma prensibinden hareket edilerek davranış bozuklukları giderilmeye çalışılır. Daha önceden oluşmuş koşullanmaların sönmesi sağlanarak sistematik duyarsızlaştırma yapılır. Kişide bulunan yanlış düşünce ve alışkanlıklar değiştirilerek bilişsel yeniden yapılanma gerçekleştirilir. Davranış terapisi ve bilişsel yeniden yapılanma, bireyin bilinçli yaşamasına yöneliktir. Psikanaliz yönteminden daha kısa sürede sonuç almak mümkündür.


PSİKANALİZ
Uzun süreli bir terapidir. Psikanalistin önce özel bir eğitim görmesi ve psikanalizden geçmesi gerekmektedir. Ruhsal bozuklukların ancak bir kısmına uygulanabilir. Kişi haftada 2-4 kez seansa katılır. Hasta, bir divana uzanarak ya da koltukta oturarak serbest çağrışım yoluyla konuşur. Tedavi 2-3 yıl ya da daha fazla sürer. Psikanalitik psikoterapi ile, hastanın kendisini tanıması ve değiştirmesi amaçlanmaktadır. Kullanılan araç ve yöntemler; serbest çağırışım, rüyaların çözümlenmesi ve yorumu, dil sürçmelerinin yorumu, iç görü kazandırmadır.

DİĞER TEDAVİLER
Biyolojik ve psikolojik tedavilerin yanı sıra uğraş terapisi, resim terapisi, müzik terapisi gibi tedaviler de vardır. Örneğin, resim terapisinde hastalara çeşitli konularda resim yaptırılarak duygularını dışa vurmaları sağlanır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !